Çarşamba, Kasım 23, 2022

BİLDİRİLER

DERS PROGRAMLARI VE DİN DERSLERİ

İstanbul Laik ve Bilimsel Eğitim Toplantısı’nda sunulmuştur. 14.02.2017

Prof. Dr. F. Dilek Gözütok

Cumhuriyet Kadınları Derneği (CKD) Temsilcisi

Öğretim programları, uygulandığı ülkenin yetiştireceği insanın özellikleri demektir. Eğitimde Program Geliştirme, bilimsel yöntemlerle çalışan bir bilim alanıdır ve farklı yaklaşımları, modelleri uygulayan ve ekip çalışması gerektiren bilimsel araştırma sürecidir.

2005’ten beri MEB, uygulanmakta olan programların etkisini, eksiğini, yanlışını değerlendirmeden, ihtiyaç analizi yapmadan, neredeyse her bakan değişikliğinde, akademik, bilimsel ve mesleki özellikleri belirtilmeyen kişilere, ülkeyi gerileşmeye götüren programlar hazırlatmıştır.  MEB kendi anlayışına paralel olan, yaptığı her değişiklikte izleri gözlenen bir eğitim sendikasıyla, TÜBİTAK bağlantılı ya da özel kuruluşlara, vakıflara ders kitapları yazdırmış ve öğrencilere ücretsiz olarak dağıtmıştır. “Değerler Eğitimi” programını, 15 Temmuz’dan beri elemanlarını FETÖ’cü diye tutukladığı “Hizmet Vakfı”na yazdırmıştır. İçinde bilimsel yanlışlar, PKK övgüsü, FETÖ’nün “Türkçe Olimpiyatları”,  yanlış dini bilgiler ve subliminal iletiler bulunan kitaplar, 15 Temmuz’dan sonra toplatılmıştır. 2016-2017 öğretim yılı için hazırlatılan birkaç dersin kitabı da benzer özellikler taşımaktadır.

2005, 2009, 2012 değişikliklerinden sonra 2015’te hazırlanan program, 2016’da ilkokul 1, ortaokul 5 ve ortaöğretim 9. sınıfta uygulanmaya başlanmıştır.  İlk yılını tamamlamadan 6 Ocak 2017 tarihinde Milli Eğitim Bakanı, öğretim programlarını değiştireceklerini, Şubat’ta kitapların yazılacağını ve 2017-2018 öğretim yılında yeni programların uygulanacağını açıklamıştır.  Altı yaşından 18 yaşına kadar öğretim sistemi içinde olan geleceğin erişkinlerine, 12 yıl içinde yapılan, her biri yenilikler getirdiği iddia edilen bu değişiklikler ihmaldir, istismardır, çocuklara uygulanan zihinsel şiddettir. Gelecek yıl uygulanacağı belirtilen program taslağı, FETÖ’nün Uzakdoğu İmamı olan bir İmam Hatip öğretmeninin yazdığı “Eğitimde Anadolu Modeli”  kitabından önemli esinler taşımaktadır.

Program taslağında hemen her dersin amaç kısmında 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 2. maddesinde ifade edilen Türk Milli Eğitiminin Genel Amaçları ile Türk Milli Eğitiminin Temel ilkeleri esas alınarak düzenlenmiştir, denmektedir. Bu esasa göre hazırlanan bir programda öğrencilere cihat öğretileceği hedeflenmez, Evrim Kuramı kaldırılmaz,  Atatürk konusu azaltılmaz,  Cumhuriyet tarihinin ikinci adamı İsmet İnönü silinmez, Çanakkale Zaferi Çanakkale Cephesi diye küçültülmez. Türkiye Cumhuriyeti diyemeyen, Cumhuriyet Türkiyesi diyen,  Kurtuluş Savaşını, Mustafa Kemal Atatürk’ü öğretmeyen bir tarih dersi programı yapılamaz.

Taslağa bütün olarak bakıldığında, bilimsel gerçeklere aykırılık, yanlış bilgi, tarihi çarpıtma, yeni ve yanlış bir tarih yazma çabası, Cumhuriyetin kurucu değerlerini olabildiğince azaltma, yok sayma, farklı mezhep ve dinlere inananlara, laik anlayışa ayrımcılıkla yaklaşıldığı açıkça görülmektedir. Temel Dini Bilgiler dersinde, sekülerizm adıyla laiklik, Bazı İnanç Problemler” başlığı altında satanizm ve sahte peygamberlik  gibi konularla alt alta verilmiştir.

FETÖ imamının kendince bir eğitim modeli önerirken ortaya koyduğu gerekçeler, önerilen programın ruhuna sinmiştir. Buna göre, Cumhuriyet ve Cumhuriyetle gelen kazanımlar Batının ahlak yoksunu ve dinimize aykırı materyalist uygulamalarının bir taklididir. Cumhuriyetle gelen eğitim sistemini hatalarla dolu gören, bunun bir örneğini de evrim, bir ilimmiş, bir hakikatmiş gibi okutuldu diye veren imam zihniyetinin özlemi, bu programda giderilmiş, mevcut biyoloji programında bulunan Hayatın Başlangıcı ve Evrim ünitesi, taslak programdan kaldırılmıştır.

MEB’in 2005 yılında hazırladığı 1-5. sınıflar öğretim programını, Türk Milli Eğitiminin amaçlarına, ilkelerine hizmet etmediği için bazı velilerin dava etmesi sonucunda Danıştay 8. Dairesi,  Hayat Bilgisi 1-2-3 ve Türkçe 1-2-4-5. sınıf programlarını iptal etmiştir. MEB iptal edilen her programa 3-5 kazanım ve hiç yer vermediği Atatürkçülük konusunu ekleyerek yeni bir program gibi 2009’da Talim ve Terbiye Kurulu’ndan geçirerek, neredeyse aynı programı uygulamaya devam etmiştir.

2012’de 4+4+4 yapılanması ile eğitim sistemi alt üst olmuş, bir nesil harcanmış, programlar bu çarpık yapıya göre değiştirilmiştir. 4+4+4’le birlikte imam hatip ortaokulları yeniden açılmış, 4. sınıfta başlayan ve 12. sınıfa kadar devam eden zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerine Peygamberimizin Hayatı, Kur’anı Kerim, Ortaöğretim Temel Dini Bilgiler gibi seçmeli dersler eklenmiştir. Danıştay ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına rağmen Alevi yurttaşlara inançları dışında dayatmalar sürdürülmüştür. TEOG sorularının önemli bir oranının Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinden olması, öğrencileri seçmeli dersleri almaya zorlamaktadır. Bu kadar çok sayda dini dersi okutmaları için çok sayıda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni ataması yapılmış, bu öğretmenlerin bir kısmı okul yönetiminde görevlendirilmiştir. Öğrenciler din derslerini seçmeye yönlendirilmiş, imam hatip liseleri bünyesinde dini eğitim veren okulöncesi kurumları açılmıştır. Serbest kıyafet kararıyla başörtüsü, okulöncesi kurumlara kadar inmiştir.

2012’de uygulamaya konan 4+4+4 yapılanması, 1924’de Tevhid-i Tedrisat ile kaldırılan sıbyan mekteplerinin devlet ve özel kurumlar bünyesinde açılmasına izin vermiştir. Sıbyan mekteplerinde 3-6 yaş arasındaki çocukların iyi bir dini eğitim için Kur’anı Kerim okuyup adap ve sünnetleri öğrenmeleri amaçlanmıştır. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 4-6 yaş grubundaki çocuklara yönelik Kur’an Kursları Okulöncesi Din Eğitimi Projesi başlatılmıştır. Böylece, Türkiye’nin de imzaladığı Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde yer alan hükümlere aykırı olarak, çocukların sağlıklı gelişmesi için 11-12 yaşa kadar uzak tutulması gereken melek, şeytan, cin, günah, iman, cezalandırma, korku, itaat, sabır, sorgulamadan kabul, öteki dünya gibi soyut kavramlarla çocuklarımız karşı karşıya bırakılmıştır. Bu kurumlarda din eğitimi verme yeterliği olmayan sertifikalı kişiler görevlendirilmiştir. Bu tür kurumlarda yaşanan şiddet, istismar ve kaza haberleri zaman zaman iletişim araçlarında yer almaktadır. Sibyan okullarında yemek ve servis gibi hizmetlerin ücretsiz olması, çocuklarını paralı hizmet veren okulöncesi kurumlara veremeyen, eğitim düzeyi düşük, çok çocuklu ve yoksul aileler tarafından bir fırsat gibi değerlendirilmiştir.

Yine 4+4+4 yapılanmasının bir uzantısı olarak, Türkiye Diyanet Vakfı’nın 7 iklim 7 kıt’ada insanlığa hizmet için açtığını belirttiği yurt, kurum vb. yerlerde açtığı Kur’an Kurslarına ilkokul 4. sınıfı bitiren çocuklar bir yıl öğrenime ara vererek devam edebilmektedirler. Bir yılın sonunda isterlerse 5. sınıfa ya da 5. sınıfın derslerinden sınava girerek 6. sınıfa başlayabilmektedirler. 2-6 Aralık 2014’te yapılan 19. Milli Eğitim Şura’sında Eğitim-Bir-Sen, hafızlık eğitimi alacak öğrenciler için ara verme süresinin bir yıldan iki yıla çıkarılmasını teklif etmiştir. MEB ile paralel çalıştığı bilinen bu sendika, değiştirilmesini hedefledikleri konuları bir STK olarak önce teklif ediyor, televizyonlarda bu anlayışta kişilere konu tartıştırılıyor, toplum alıştırılıyor sonra MEB bu değişikliği yerine getiriyor.

Eğitim programı bir ülkenin yetiştireceği insanların özellikleri demektir. Program Geliştirme bir bilim alanıdır ve çok ciddi bir iştir. Her yönetim biçimi, bu yönetim biçimini geliştirerek yaşatacak bireyler yetiştirmelidir. Ancak demokrasi ve cumhuriyet ilkelerini geliştirerek yaşatacak programlarla yetişen bireyler Cumhuriyet’e sahip çıkabilir. Bugün uygulanmakta olan veya uygulanacak olan programlarla ancak Cumhuriyet düşmanı, sorgulamayan, eleştiremeyen,  bilimsel düşünemeyen, biat eden bireyler yetiştirilebilir.

Eğitim sisteminde dağınıklığı, gericiliği, keyfiliği ve sığlığı önlemek için MEB merkez örgütünde bilimsel ölçütlere uygun bir Program Geliştirme Dairesi kurulmalıdır.  Program Geliştirme bilim alanının ilkeleri doğrultusunda çalışacak daire, mevcut programları değerlendirmeli, ihtiyaç analizleri yapmalı, taslak programları denemeli, değerlendirmeli, değerlendirme sonuçlarını programlara yansıtmalı ve yaygınlaştırmalıdır. Türkiye’nin eğitilmiş insan gücü, bu çalışmaları yapacak yetkinliktedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: